Bu blog bir insanın gidemediği enteresan yerleri anlatmasından oluşur. Diğer gidemeyen anlatıcıların bloglarından farkı; bir nebze de olsa adı sanı duyulmamış, haritada yeri "çat!" diye gösterilemeyen yerlerden oluşmasıdır. Bu garip yerlerin listesini sağ taraftan görebilirsiniz. Ha, blog sahibi buralara bir gün gidecektir, orası kesin. O gün hangi gün, işte onu bilemiyoruz...

24 Ocak 2014 Cuma

Vanuatu

Dışişleri ve hükümet görevlilerimiz sağ olsunlar, beni konusuz bırakmamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Geçtiğimiz günlerde cennet vatan Vanuatu ile vizeleri kaldırarak bütün ülkeyi bir anda bavul toplamaya sevk ettiler. Aslında ben de Truman Show’u izleyen herkesin aklında yer eden Fiji’yi yazmayı planlıyordum, komşusu Vanuatu’ya çıktı kısmet. Peki, neyin nesidir bu Vanuatu?



Vanuatu, Pasifik’in batısında yer alan küçük bir ada ülkesi. Yukarda belirttiğim gibi Fiji’ye yakın, diğer tarafta da Avusturalya ve Yeni Gine’ye yakın sayılır. Yaklaşık 82 tane irili ufaklı adacığa sahip bu ülkenin en büyük iki geçim kaynağının off-shore bankacılık yani vergi cenneti olmaca ve turizm olması enteresan bir nokta olabilir. Bu vergi cennetlerinden kaçıyla yakın zamanda vizeler kaldırıldı, bir incelemek lazım.


Ülkenin tarihi diğer Pasifik adalarının tarihlerinde çok farklı değil. “Ayak basmadığımız toprak aslında yoktur” geleneğinden gidersek, 1606’da Espiritu Santo ile adalara ayak basan Fernandes de Queirós Vanuatu’nun kâşifi olarak karşımıza çıkıyor. Tabii kendisi burayı Avustralya sanıyor maalesef. Bir 150 yıl unutulan adalar, 1768’te Louis Antoine de Bougainville tarafından yeniden keşfediliyor ve son olarak 1774’te ünlü kaptan Cook tarafından Yeni Hebridler olarak vaftiz ediliyor.


Sonrasında olaylar biraz daha trajikleşiyor. Bölgedeki adalarda oldukça sandal ağacı olduğunu gören Avrupalılar akın edip plantasyonlar kuruyor ve yerli halkı çalıştırmaya başlıyorlar. Sonra gelenler pamuk tarlaları kurmaya çalışıyorlar, tutmayınca kahve, kakao, muz hindistancevizi, yani ne varsa yetiştirmeye çalışıyorlar. İşçiler de yerliler tabii bu sırada.


Doğal olarak bir yerden sonra İngilizler ve Fransızlar daha fazla söz sahibi olmak için çekişmeye başlıyorlar. Sonra nasıl olduysa Vanuatu adalarını beraberce yönetip yerlilerin suyunu çıkarmaya karar veriyorlar. Suyunu çıkarma dememin sebebi mağdurun yanında olma edebiyatından ziyade adanın nüfusunun şu anda Avrupalıların gelmesinden önceye göre daha düşük olduğunun kanıtlanmış olması.



Sonra daha ilginç bir olay gerçekleşiyor. İkinci Dünya Savaşı öncesinde, yani 1930’ların sonunda adaya gelen Amerikan askerleri yanlarında pek çok teçhizat ve erzak, yani “kargo” getiriyor. Sonrasında gerçekten enteresan olan ve pek çok araştırmaya konu olmuş “Kargo Kültü” ortaya çıkıyor. Yani yerliler bu kargoyu getiren ve John Frum (Bu John Frum isminin nereden geldiği ise tam bilinmiyor) olarak kutsallaştırdıkları bu gücün devamlılığını sağlamak için uğraşıyorlar. Örneğin erzakların dağıtıldığı askeri kulübelerin ya da onlara havadan eşya atan uçakların benzerlerini yapıp kutsallaştırıyorlar. Bir yerden sonra bu John Frum ya da benzeri kült kişisi yerlilerin belli tanrılarıyla özdeşleşiyor. Hani belki hatırlarsınız, Kraliçe Elizabeth’in kocası Prens Philip bir adaya gitmiş ve yerliler ona tapıyormuş, böyle bir inanç var falan diye haberler çıkmıştı. Tahmin edin o ada nerede? Evet, Vanuatu’da bir cemaat Prens Philip’i kutsal görüyor ve yukarıda bahsi geçen John Frum’un soyundan olduğuna inanıyor. Ayrıca şu anda Vanuatu parlamentosunda John Frum isimli bir parti bulunuyor.


Militarizm provası değil, bereket simgesi askerlerin  taklidi

Bundan sonra küçük ülkenin enteresan tarihinde yine ilginç bir perde açılıyor. İngiltere ve Fransa, 30 Temmuz 1980’de Yeni Hebrid adalarına bağımsızlık verileceğini açıklıyor. Fakat Jimmy Stevens isimli bir hareket önderi, Haziran ayının başında bir ayaklanma başlatıyor ve koloni ofislerine saldırıyor. Espiritu Santo adasını bağımsız bir ülke ilan eden Stevens’a bu sırada orada bulunan Fransız askerleri pek ses çıkarmıyor. Bu sırada Yeni Hebrid yönetimi İngiltere ve Fransa’dan başkaldırıyı durdurmaları için asker istiyor ancak kendi göndermeyen Fransa İngiltere’nin de asker yollamasına karşı çıkıyor. Çaresiz kalan yönetim Papua Yeni Gine’den asker istiyor. Yeni Gineli askerler Espiritu Santo adasına ayak basınca dış basın konuya başlık bulmakta gecikmiyor: “Hindistancevizi Savaşı”. Savaş kısa sürüyor, bunun sebeplerinden biri Stevens’ın adamlarının daha ziyade ok-yay ve taşlarla saldırıyor olması, diğeri yerli halkın Yeni Ginelileri dost Melanezyalılar olarak seviyor olması ve savaşmak istememesi, sonuncusu ise bir yoldaki Yeni Gine barikatına dalmaya çalışan araçta bulunan Stevens’ın oğlunun barikattaki askerler tarafından öldürülmesi. Olayın sonucundan Stevens “Ben kimse zarar görsün istememiştim” diye teslim oluyor ve 14 yıl hapse mahkûm ediliyor. Tabii mahkemede kendisinin bayağı bir Fransız desteği aldığı da ortaya çıkıyor. Sonrasında adacıklar ülkesi bağımsızlığını kazanıp Vanuatu adını alıyor. O zamandan beri çok istikrarlı olmayan demokrasisi, arada sopa gösteren kolluk kuvvetleri ile yuvarlanıp gidiyorlar.

Espiritu Santo
Ülke kursan kurulur bence.
Gelelim yamyamlık olayına. Vanuatu’nun ünlü bir yamyamlık geçmiş var. İlk olarak İngiltere’den 1839’da gönderilen 2 misyonerin Erromango adasında afiyetle yenmesi ile kayda geçen bu gelenek neyse ki tükenmiş. Adada hala büyü, büyücüler, sazdan kulübeler, ottan kıyafetler var ama yamyamlık biraz eskide kalmış. Ama kafanızda canlandırmak isterseniz olay şöyle gerçekleşiyor; yerde üçgen, derin bir çukur açılıyor ve sıcak taşlar yerleştiriliyor. Üzerine bahtsız kurbanın parçaları, tatlı patates ve çeşitli otlar, baharatlar konuyor, bir sıra daha sıcak taş konduktan sonra üstü muz yapraklarıyla kapatılıyor ki buhar kaçmasın. Yemek 3 ila 5 saat içerisinde hazır oluyor ve kabilenin şefi kurbanın kafasını yeme şerefine erişiyor. Ama korkmayın, artık olmuyor. Yine de ormanlara fazla dalmazdım ben olsam.


Tarih her yerde gelire dönüşüyor zamanla
Kendi küçük tarihi büyük bu adanın turizm kısmına geçmek istiyorum artık. Yoksa daha kardeşi tarafından zehirli okla öldürülen efsanevi kral Roymata ve halk masallarına göre beraber gömüldüğü 47 kişinin mezarının neredeyse 1000 yıl sonra arkeologlar tarafından açılması ve gerçekten de 47 kişi bulunması gibi enteresanlıkla bolca var Vanuatu tarihinde.

Kral burada gömülüymüş.
Cennet vatan Vanuatu’da Fransızca ve İngilizcenin yanına Bislama denen melez bir dil konuşuluyor. Bu dil Creole gibi yerli dille diğer yerleşimcilerin dillerinin karışmış hali. Ama genel olarak İngilizce biliyorsanız sıkıntı çekeceğinizi sanmıyorum. Ülkenin başkenti Port Vila ve Efate adasında bulunuyor.

Port Vila
Efate
Bu güzel ülkede yapılacak gerçekten çok fazla turistik şey var. Dalıştan aktif volkan gezisine, saha boyutlarında olan banyan ağacı görmekten deniz-kum-güneş turizmini en tepelerde yaşamaya kadar her şey burada var. Parasailing, rafting, şelale gezmece gibi şeyleri saymıyorum bile.




Öğrendiğim kadarıyla Vanuatu’nun en iyi yanı halkı. Her yerde acayip iyi niyetli ve güler yüzlü oldukları, adaların oldukça güvenli olduğu ve kimsenin turist kazıklamaya çalışmadığı yazıyor.


Adalar yağmur ormanlarıyla kaplı ancak büyük hayvanlara pek rastlanmıyor. Daha ziyade yılan, iguana, yarasa gibi havyanlar var. Bunun yanında, tropik bir adadan beklenebileceği şekilde denizde çok değişik balıklar ve deniz canlıları bulunuyor.


Eğer gidecekseniz bilmeniz gereken en önemli şeylerden biri iklim elbette. Vanuatu’da tropik iklim hâkim. Nisandan eylüle kadar kış yaşanıyor ki bu ziyaret etmeniz gereken dönem oluyor. Ekimde hava ısınmaya başlıyor ve aralıktan nisana kadar sıcak ve nemli dönem başlıyor. Hazirandan kasıma kadar olan dönem en kuru dönem. Gerçi tropiklerde günde en az 15 dakika yağmur kesin yağar ve gerçekten çok hoş bir his yaratır.

Vanuatu’da bolca lüks otel, beyaz kum ve deniz üzeri bungalov gibi görünce hepimizi hipnotize eden konaklama seçeneği bulunuyor. Yani sırf sevimli yerlilerin kulübeleri yok, biz kaldırılan vize sayesinde duymuş olsa da Vanuatu uzun zaman önce turistler tarafından keşfedilmiş. Yine de can sıkıcı turist kalabalığı içine düşeceğinizi sanmıyorum. Oteller genelde başkent Port Vila’da yer alsa da çevre adalarda da daha izole ve güzel yerler var. Üstelik fiyatları da çok abartı değil otellerin, oldukça iyi bir yerde 7 gecesi 1.100 liraya bile kalabilirsiniz. Tabii isterseniz 5.000 liraya da kalırsınız, sizin seçiminiz. Hatta bütün paramı uçağa verdim derseniz 5 kişilik yatakhanede kalıp 7 gününüzü 500 liraya bile çıkartabilirsiniz. Bu fiyatlara önümüzdeki Mayıs için baktım, az sonra uçak biletleri de aynı tarihler için olacak.




Ve gelelim neden gidemediğimize. Bir sebebi var elbet, yoksa şanlı devletimiz vizeleri kaldırmışken, konaklama da bu kadar ucuzken neden duralım? Sebebimiz elbette ki ulaşım. İki şansınız var, ya az ödeyecek ve 45 (yazıyla kırk beş) saatte gideceksiniz, ya çok (gerçekten çok) ödeyecek ve 30 saatte gideceksiniz. Biraz daha açalım. Bizler için dünyanın öbür ucundaki Vanuatu’ya gitmenin neredeyse tek yolu Sydney’den geçiyor. Orası zaten uzak. Vanuatu bu çok uzaktan 2,5 saat daha uzak. Bir diğer kapı da Auckland ama fark eden pek bir şey yok. Fiyat ver bana diyenler içinse, İstanbul’dan çıkıp Dubai-Sydney-Port Vila güzergâhını 45 saatte gitmek size 3.700 liraya patlayacak. Gidiş dönüş ama, korkmayın yani. THY önderliğinde İstanbul-Kuala Lumpur-Sydney-Port Vila yolunu izleyen ve 30 saat süren diğer seçenek ise size sadece 15.500’e patlayacak. Ama dediğim gibi, gidiş dönüş fiyatı bu, o yüzden endişelenmenize gerek yok.


Gördüğünüz gibi sayın okuyucular, aslen vizenin kalktığı garip bir yer üzerine öylesine başlayan bu yazı, çok enteresan bilgiler kazandırdı yine bize. O yüzden küçük tropik ada ülkeleriyle dalga geçmeden önce iki kere düşünün.


Dünyanın gidilemeyen başka bir yerinde buluşana kadar, Bon vwayaj!


Kaynaklar:
Wikipedia
Lonely Planet
Tripadvisor
Booking.com
http://vanuatu.travel
http://www.telegraph.co.uk/travel/748417/Vanuatu-where-only-the-menu-has-changed.html
http://www.funwallz.com/vanuatu-island-slk-hd-wallpaper-97760.html
http://www.pacificislandtravel.com/vanuatu/about_destin/history.asp
http://www.destination360.com/australia-south-pacific/vanuatu
http://islandculturearchivalsupport.wordpress.com/2012/04/15/that-curious-cult-in-vanuatu/
http://www.mhhe.com/socscience/anthropology/image-bank/kottak/chap21/image8.htm
http://artefaque.blogspot.com.tr/2011/02/travel-vanuatu-selected-photos.html
http://voyageoftheyachtsolstice.blogspot.com.tr/2013/10/mystery-island-on-anatomvanuatu.html
http://ds-lands.com/port-vila.html
http://www.unity-airlines.com/
http://fabulousfoodandalittlefrolicking.blogspot.com.tr/2011/01/vanuatu.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder