Bu blog bir insanın gidemediği enteresan yerleri anlatmasından oluşur. Diğer gidemeyen anlatıcıların bloglarından farkı; bir nebze de olsa adı sanı duyulmamış, haritada yeri "çat!" diye gösterilemeyen yerlerden oluşmasıdır. Bu garip yerlerin listesini sağ taraftan görebilirsiniz. Ha, blog sahibi buralara bir gün gidecektir, orası kesin. O gün hangi gün, işte onu bilemiyoruz...

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Tristan da Cunha

Sizin arkadaşlarınız bu yaz nereye gitti? Dünyanın dört bir yanından birbirinden güzel tatil fotoğrafları Facebook ve Instagram sayfalarınızı yeterince doldurdu mu?
Şimdi arkadaşlarınızı kıskandırma sırası sizde. Az sonra size anlatacağım yere gidebilirseniz, büyük ihtimalle Avrupa’ya hatta Tahiti ya da Bali’ye giden arkadaşlarınızdan daha büyük sükse yapabilirsiniz. Ya da yapamazsınız, zira nerede olduğunu anlatmanız bile zor olacak. Belki de geri dönmezsiniz gerçi.

Dünya üzerinde yerleşim olan bölgelere en uzak olan izole vatan Tristan da Cunha’ya hoş geldiniz!




Aslında burası bir takımada ve yazıya başlarken ismiyle bloguma büyük uyum sağlayacak Ulaşılmaz (Inaccessible) Ada’yı yazmayı planlıyordum ama takdir edersiniz ki böyle bir adanın yazılacak pek özelliği olmuyor.


Tristan da Cunha takımadaları, aynı ismi taşıyan merkez ada, Ulaşılmaz Ada, üç küçük adacıktan oluşan Nightingale adaları ve Gough Adası’ndan meydana geliyor. Yukarıda bahsettiğim gibi bir diğer yerleşim merkezine en uzak yer burası, mesela en yakın yerleşim bölgesi olan St. Helena yalnızca 2.000 kilometre uzakta. Orayı beğenmezseniz 2.400 kilometre uzakta Güney Afrika kıtası var. Kısaca, kafa dinlemek için daha iyi bir yer bulamazsınız.


Şimdi de bu adalardan kısaca bahsedip son olarak da merkeze göz atalım.
Diğer kardeşleri gibi Birleşik Krallık’a bağlı olan Gough Adası, Gonçalo Alvares tarafından keşfedilip kendisinin adıyla anılan bir adayken, daha sonra İngiliz gemi kaptanı Charles Gough’un adayı “tekrar” keşfetmesinden sonra onun adıyla bilinmeye başlandı.


Bir meteoroloji istasyonu dışında kimsenin yaşamadığı 90 kilometrekarelik bu adada birbirinden güzel kuşlar bulunuyor. Ama elbette insanın adım attığı her yer gibi burada da denge sarsılmış; bir şekilde gemilerle adaya gelmiş olan fareler üreyip başta yerel albatroslar olmak üzere tehlike altındaki bazı kuşların soyunun tükenmesine sebep olacak kadar zarar yaratıyor. İngiltere halen bu farelerin yok edilmesine uğraşıyor.
Nightingale adalarından olan Middle Adası ve Stoltenhoff Adası, kuşların çoğalmaları için büyük öneme sahip, insan yerleşiminin olmadığı iki ada. İkincisinin ismini kimden aldığını da az sonra öğreneceksiniz.




Nightingale Adası ise diğerlerine göre daha canlı. Yine karaya çıkmanın zor olduğu bir ada olan Nightingale’in eski dönemlerde korsan yuvası olduğu ve hatta adada gömülü altın hazineler olduğu söyleniyor. Elbette henüz bulunmamış olan bu hazineyi keşfetmek için adaya gitmeyi düşünüyorsanız Tristan da Cunha dışından gelen herkesin oradan bir rehberle dolaşmak zorunda olduğunu unutmayın. Yerleşim ve turizm olmayan adaya anca Tristan’dan kısa turlarla gidip doğal hayatı gözlemleme şansına ulaşabilirsiniz. 2011’de ada yakınında karaya oturan bir gemiden sızan petrol sonucu ada faunası zarar görmüş olsa da penguenler Tristan’a taşınıp temizlenerek kurtarılmış.

Nightingale Adası Gemi Kazası 
1656’da keşfedilen Ulaşılmaz Ada ise elbette ulaşılamamasıyla ünlü. Adayı keşfeden Hollandalılar da, daha sonra gelen Fransızlar da adanın kıyılarını kaplayan kayalıklardan ileri geçmeyi başaramamışlar. 1871’de gelen ve adını yukarıdaki bir başka adada görmüş olduğunuz Stoltenhoff kardeşler adaya yerleşip orayı bir ticaret üssüne çevirmeyi, geçen gemilere ikmal için malzeme satmayı planlamışlarsa da adanın oradan gemi geçmediğini unutuvermişler. Kardeşler, iki sene sonra adadaki doğal yaşamı incelemek için uğrayan Challenger gemisi ile kurtarılmışlar. Ama yine de isimlerini yakındaki bir diğer adaya vermeyi başarmışlar.


Gelelim bölgenin yıldızı Tristan de Cunha’ya…  Ufak tefek ve uzak olmasına rağmen bu adanın oldukça ilginç özellikleri bulunuyor. Kayalıklarla ve sarp tepelerle kaplı bu adanın en düz yerinde merkez olan Edinburgh of the Seven Seas isimli başkent bulunuyor. 1867’de Kraliçe Viktorya’nın oğlu Edinburgh Dükü’nün ziyaretiyle adını almış olan bu şehir, doğal olarak nüfusun neredeyse tamamını barındırıyor.

En önde görünen binalar başkent Edinburgh of the Seven Seas
Tristan’ın demografisi de ilginç; tüm nüfusun 8 erkek 7 kadın, toplam 15 atadan geldiği düşünülüyor. 270 civarı sayıda olan Tristan vatandaşları, topu topu 8 soyadı paylaşıyor (Merak edenler için; Glass, Green, Hagan, Lavarello, Repetto, Rogers ve Swain). Elbette bu kadar az nüfusta uzak da olsa akraba evliliği yaşanıyor ve bu yüzünden başta glokom ve astım olmak üzere bazı genetik hastalıklar adada net olarak görülüyor ve pek çok araştırmaya konu oluyor. Adaya renklilik katmak için buraya yerleşmeyi düşünüyorsanız unutabilirsiniz, zira Tristan halkı yeni yerleşimcilere ve göçmenlere izin vermiyor.


Adada öncelikli geçim kaynağı devlet daireleri ve ıstakoz fabrikası olsa da çalışabilecek durumdaki her yetişkin aynı zamanda çiftçilik de yapıyor. Adanın tarım yapılabilen toprakları komünal olarak paylaşılmış ve daha iyi durumda olan ailelerin çok daha fazla kazanç elde etmesinin önüne geçmek için çeşitli önlemler alınmış. Yani dünyanın diplerinde bir yerde mutlu bir komünal yaşam prototipi yaşanıyor.



Gelelim asıl mevzuya… Tristan da Cunha’ya gidebilmek için çok fazla opsiyonunuz yok. Adalardan herhangi birinde havaalanı bulunmuyor, yalnızca gemilerle ulaşım sağlanıyor. Yılda 8-9 kere falan Güney Afrika’dan balıkçı tekneleri geliyor, o da 6 gün gibi bir sürede. Belki yaz aylarında (Güney Yarımküre olduğunu unutmayın) adaya uğrayan cruise gemisi bulabilirsiniz ama şansınıza çok güvenmeyin derim. Dünyanın ucuna gitmek kolay mı sandınız?

Ortadaki Kraliçe Mary Tepesi ile Tristan da Cunha Adası
Tristan da Cunha benim yeni hedeflerimden birisi oldu. Gidip okyanus manzarasına karşı kitabımı okumak, yerlilerin ördüğü kazağımı giyip leziz kerevitlerden bolca yemek istiyorum. Siz istemez misiniz?

Bu arada, sizin de sanki her gün başka bir tatile çıkıyormuş hissi veren arkadaşlarınız var mı? Hani böyle iş güç olmayan, her ay başka bir tatilin yapılabildiği hayatlar yaşıyorlar gibi. Çok özeniyorum, öyle böyle değil.


Dünyanın daha ulaşılmaz bir yerinde görüşene kadar, ciao!

Kaynaklar:
Wikipedi
http://www.tristandacunha.org/
http://www.lonelyplanet.com/south-africa/travel-tips-and-articles/77791
http://oceandoctor.org/a-statistically-impossible-plea-for-help/
https://www.flickr.com/photos/chantal_steyn/sets/72157612980545317/?page=2
http://www.dailymail.co.uk/news/article-2305229/Wanted-Vicar-worlds-remote-parish---thousands-miles-London-262-residents.html
http://www.southafrica.to/transport/cruises/RMS-St-Helena/tristan-da-cunha/cruise-tristan-da-cunha.php

4 yorum:

  1. Her zamanki gibi harika :) Daha sık güncelleyin lütfen.

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim.
    Seyahat şirketinde çalışmaya başladığımdan beri seyahat yazılarımın azalmış olması kaderin bir cilvesi olsa gerek :)

    YanıtlaSil
  3. Şu son yazdığın çok tatil yapanları biraz açar mısın?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin gibi 3000 yıldır çalışıp tatillerini fazlasıyla hak etmiş olmayan birtakım insanlar.

      Sil